Ergenekon Affı ile PKK-KCK Affı Birlikte mi?

Başbakan Erdoğan tecrübeli ve zeki bir siyasetçi.
Çocukluğundan bu tarafa siyasetle meşgul olan ve siyaset basamaklarının hemen her tarafında bulunmuş birisi. Kişilik, düşünce yapısı ve görüşleri noktasında çok benzemese de siyasi hedeflerine çok hamlede ve akıllıca ulaşma noktasında Demirel’le yarışabilir. Başbakan’ın Kasımpaşalığı ve dobraca konuşmaları, seçim meydanlarında, vatandaşla konuşurken bazen anında tepkiler vermesi ve içindekini dökmesi biliniyor. Ama Erdoğan’ın siyasi havayı iyi koklama ve uzun erimli stratejiler geliştirerek bunu ustaca uygulama becerisi çok bilinmiyor.

Başbakanın ve etrafındaki siyasetçilerin epeyce bir süredir başkanlık sistemine hazırlandıkları ve bunun altyapısını oluşturmak, toplumu ikna etmek için argümanlar geliştirdikleri gizli bir şey değil. Anayasa hazırlık komisyonunda görev alan AK Partililer pek çok maddeye Başbakan veya Cumhurbaşkanı yerine “Başkan” yazdırmayı bile denediler. Başbakanın ve çevresindekilerin kararlılığı olsa da AK Partinin Genel Kurulda anayasayı değiştirecek çoğunluğu yakalamasının imkânsızlığı ortada. “Güçlü” Erdoğan’ın mevcut durumuna göre çok daha “zayıf” bir pozisyon olan mevcut Cumhurbaşkanlığına razı olmayacağı, başkanlık sistemini zorlayacağı konuşuluyor. Erdoğan pek çok kesimin muhalefetine, Gül’ün itirazına rağmen “başkan” olmayı deneyecek ve bu hedefe yönelik bir kısım koalisyonlar arayacaktır. Nitekim son günlerde bunu açıkça da ifade ederek: “gerekirse BDP ile anayasa konusunda uzlaşarak, konuyu halkoylamasına götürebileceğini” söylemiştir.

Başbakan Erdoğan’ın Ergenekon tutukluları hakkında söylediklerini, askerleri koruyucu tavır ve tutumlarını bu hedefler ve stratejiler çerçevesinde okumak isabetli olacaktır. Hükümet cenahının inisiyatifi altında deklare ve ilan edilen son görüşme-müzakere sürecinin de Başbakanın siyasi planları ile yakın ilişkisinin olduğu anlaşılmaktadır. Erdoğan 30 yıldır akan kanı durdurmak ve bu problemi çözmek istemekte, çözümü veya çözüm yönünde elde edilen başarıları, iyileşmeleri anayasa değişimine ve siyasi stratejilerine basamak yapmak istemektedir. Öcalan da bu kartı görmüş, kendisi ve örgütü için bu süreçten bir şeyler kazanmanın yollarını aramaya başlamıştır. Bu durumda, eğer sağlıklı ilerler ve sabote edilmezse sürdürülen süreç hem Öcalan ve örgütü, hem de Erdoğan ve Partisi adına win-win (kazan-kazan) yöntemi olacaktır. PKK’nın şiddeti tamamen veya kısmen bitirilebilir ve kamuoyunun hazmedebileceği bir çözüm formülü ortaya konabilirse böyle bir süreç elbette Kürdüyle-Türküyle bütün Türkiye için de kazanım olabilecektir.

Peki, formül-çözüm için izlenecek yol haritası nedir? Önümüzdeki günlerde bizi neler beklemektedir?

Kanaatimce Başbakan önümüzdeki süreçte BDP ile pek çok noktada birlikte yürümeye çalışacak ve Terör meselesini İmralı/Kandil üzerinden çözmeye uğraşırken, yeni anayasayı BDP ile yapmak isteyecektir. Terörün bitirilmesi ve Anayasa değişikliği noktasında verilecek desteğe karşılık İmralı ve PKK’nın bazı talepleri vardır;

  1. Öcalan’ın önce cezaevi şartlarının iyileştirilmesi, ardından ev hapsine alınması, daha uzun erimde ise (toplumun ve hukuki şartların hazırlanmasıyla) Öcalan’ın dışarıda siyaset yapabilir hale gelmesi. Bu maddeye şu anda Öcalan’ın cezaevi şartlarının iyileştirilmesi şeklinde bir karşılık verilmeye çalışılmaktadır. Mahkûmların eşleri ile görüşebilmesine yönelik düzenleme de Öcalan’ın da gözetildiği, yakında birisi ile evlenebileceği yönünde yorumlar bulunmaktadır.
  2. KCK’dan tutukluların hemen salıverilmesi. PKK’lılara ise genel af ilan edilerek ülke içinde siyaset yapmalarına izin verilmesi. KCK tutuklularının salınmasıyla ilgili düzenleme (4. Yargı paketi) hazırlıkları devam etmektedir. Başbakanın KCK’lıların salınmayacağını söylemesi İhtimal hükümet cenahının süreçteki pazarlık payını artırmaya ve kamuoyunda açığa düşmemeye yöneliktir.
  3. ÖZERKLİK; Öcalan ve PKK silahları susturma veya militanların sınır dışına çıkarılması, şiddetin bitirilmesi karşılığında Güneydoğu’da özerk bir yönetimin kurulmasını talep etmektedir. Talepler arasında hükümetin olumlu cevap veremeyeceği, yanaşmayacağı konuların başında bu son talep gelmektedir. Zira hükümet olumlu karşılasa dahi, kamuoyu böyle bir talebe şiddetle karşı çıkacaktır. Bunun kabulü yönünde verilecek tavizler AK Parti oylarında ciddi kayıplara neden olacaktır. Ancak özerklik noktasında Öcalan ve PKK/BDP aceleci olmayacak, kamuoyunun hazırlanmasını, ikna edilmesini de içine alacak bir zaman dilimine yayılmasını beklemeyi kabul edecektir.

Görüşmelerin yapıldığı kamuoyuna açıklanmakla birlikte hükümetin, MİT Müsteşarının İmralı ile neler görüştüğü, yol haritası noktasında bilinenler pek azdır. Olumlu ve iyimser bir hava verilmekte ve sürecin sürdüğü söylenmekte ise de ayrıntılar, verilecekler-alınacaklar 75 milyonun bilgisi dışındadır. Başbakanın-hükümetin, İmralı-BDP-PKK’nın tutum ve açıklamalarından bir kısım sonuçlar çıkarılmaya çalışılmaktadır.

Başbakan’ın: (MHP-CHP’yi kastederek) “diğer muhalefet partilerinden gerekli desteği alamadıklarını, gerekirse BDP ile anayasa çalışmalarını sürdüreceklerini” ifade etmesi; bunun yanında kamuoyu önünde, açıktan Ergenekon sanıklarını savunması ve TSK’daki zaafları dile getirmesi BDP-AKP arasında bir kısım mutabakatların,  uzlaşmaların olduğu kanaatini uyandırmaktadır.

Bu uzlaşma ne olabilir?

Hükümet BDP’nin desteği karşılığında yukarıda sayılan taleplerden bazılarını, zamana yayarak ve kamuoyunun hazmına vabeste yapmaya çalışacaktır. Öncelikle KCK tutukluları salınacak, bunun karşılığında ise BDP başkanlık sistemine göre hazırlanmış, belki federal yapılara örtülü şekilde müsaade edecek anayasa taslağına destek verecek, halkoylamasında da anayasanın arkasında duracaktır. Bu uzlaşma sonucu (en azından belirli bir süre) şiddete, terör eylemlerine ara verilecek; İmralı-PKK kararıyla bir süre(?) nisbi-izafi bir huzur ortamı oluşturulacaktır. Şiddetin bitmesi eğer örgüt militanlarının sınır dışına çıkmasıyla veya silah bırakmayla olacaksa bu kabul edilebilir bir durum olabilir. Ancak “çatışmasızlık” denilen, güvenlik güçlerinin sınırlar içindeki olaylara müdahale etmemesi, silah kullanmaması şeklinde anlaşılırsa, bölgedeki örgüt baskısının ve hâkimiyetinin devamı, hatta artması anlamına gelecektir. Bu durum kısa vadede bir huzur-sükûn ortamı oluştursa da, uzun erimde örgütün gücünü ve etkinliğini artırması şeklinde sonuç verecek ve terörle mücadeleye büyük zarar verecektir.

Peki, Ergenekoncuların affı bu uzlaşmanın neresinde?

Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının da içeride, tutuklu olduğu bir ülkede hiçbir hükümet PKK/KCK tutuklularını affetmeye ve salmaya cesaret edemez. Bunu yaparsa çok büyük bir kitleyi karşısına alır ve insanlar: “terörle mücadele eden askerler içeride ama teröristler salınıyor, bu ne iştir?” derler.

Kanaatimce Başbakan (TV’lerde) Ergenekon sanıklarının durumunu, böyle bir toplumsal tepkiyle karşılaşmamak için, uzun vadeli bir stratejinin gereği olarak dile getirdi. Hükümetle İmralı-PKK-BDP arasında bütüncül, kesin çözüm hedefleyen bir anlaşma var mı bilemiyoruz. Ancak varsa bu uzlaşmanın ilk adımlarından birisi KCK tutuklularının salınması ve bunun karşılığında anayasa yapım sürecinde-başkanlık sisteminin getirilmesinde BDP’nin desteğinin alınması olabilir.

İçerideki Ergenekoncular?

Onlar, KCK’lılar ve anayasa değişikliği süreci hatırına (ihtimal yapılacak bazı düzenlemelerle) çıkmış olacaklar.

Başbakan böyle bir süreç için bazı taşları döşüyor olamaz mı?

Arama terimleri:

Share
Bu yazıyı beğendiyseniz, RSS ile yeni yazılarımdan haberdar olabilirsiniz. Gmail hesabınız varsa tüm beğendiğiniz siteler için Google Reader kullanabilirsiniz.

5 adet yorum var

  1. Bünyamin Atmaca

    Başbakan’ın bu kadar mahir bir taş ustası olduğunu hiç zannetmiyorum:)Bu toplum bunca hayati değişimi başkanlık yarışına 16 ay (belki de 8 ay) kala hazmedecek durumda değil. Güya demokratik atılımlarını şahsi heveslerine meze yapmaktan çekinmeyen bir liderle karşı karşıyayız. Her ne ise, çok selam ve hürmetler.

    • abdulkadir

      Bünyamin Bey. Bu yorumu yazdığınız zamanlarda hemen herkes aynı düşünüyordu sizinle. Ama BB o kadar ‘mahir bir taş ustası’ymış ki tamamen kurmaca bir gündemle sevenlerini ve sempatizanlarını etrafına kilitledi ve ne yaparsa yapsın sorgusuz sualsiz destekler hale getirdi. ve şimdi siz de görüyorsunuz katiller ve sahipleri teker teker dışarıya çıkarılıyor. Bu yazıdan 13 ay sonra.

  2. matkap

    Apo ile balyozcu ve erg. Nu dengelemeye calisiyor. Yoksa mhp yukselir..

  3. tolga

    kck.pkk için kritik gün 12.02.2013 cmk250 ile kopartılan fırtına kasırgaya doğru gidiyor 2010 anayasa değşikliği sürecinde bu işi başmıza siz sardınız gerğini yapın diyen İKTİDAR kavşakta hangi yöne döneceğinin sinyalini veriyor dönecekmi bizce felakete neden olacak bu dönüş hayırlı değildir balyoz.kck koalisyonu yurdu nereye götürür HAFİZANALLAH feraset diyoruz

  4. kaan

    aydınlatıcı bir yazı olmuş hocam, elinize sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Mahmut Akpınar © 2014, Powered by Wordpress & HC-2011