OTOKRASİ- BÜROKRASİ İLİŞKİSİ VE OTORİTERLEŞEN TÜRKİYE

Otokrasi: verasetle geçmeyen, bir kişinin sonradan bütün yetkileri tekelinde topladığı monarşi, bütün gücün lidere devredildiği yönetim şekli olarak tanımlanıyor. Montesquieu’nun formüle ettiği kuvvetler ayrılığı tam da bu güç temerküzünü engellemek için, hak ve hürriyetlerin güvencesi olarak vardır. Kuvvetler ayrılığı, devlet iktidarının çeşitli fonksiyonlarının değişik organlarca kullanılmasıdır. Zira elinde kuvvet | devamı »

CEMAAT ERDOĞANA TEŞEKKÜR BORÇLU

Kendini Allaha, insanlığa ve milletine adamış insanların hayatında yılgınlığa, ümitsizliğe ve atalete yer yoktur. Onlar her hadiseden ders çıkarmasını bilir ve sonraki adımlarda benzer hatalara düşmemek için daha bir heyecanla ve gerilimle yollarına devam ederler. Önlerine çıkan kandan irinden deryalar, engeller, mânialar onları ideallerinden alıkoyamaz. Hizmet insanları son dönemde çok eziyet gördüler, ağır hakaretlere, dışlamalara | devamı »

MAKULİYET İHTİYACI VE TAŞGETİREN

17 Aralık 2013’ten bu tarafa ülke sıra dışı bir atmosfere büründü. Gerilim içindeyiz ve yüksek tansiyonla yaşıyoruz. Siyaset birleştirici olmaktan ve çözüm üretmekten çıktı; ayrıştırıcı ve problem üreten bir yola girdi. Erdoğan gerilimi yüksek tutuyor, her olaydan yeni bölünmeler çıkarıyor; herkesi kendi safında durmaya zorluyor. Karşısında olanları örtülü-açık tehdit etmekten çekinmiyor. “Ya benimlesin ya bana karşı” | devamı »

BALKANLAR, IŞİD VE TÜRKİYE’NİN POZİSYONU

Balkanlar’dan IŞİD’e olan katılım her geçen gün artıyor. Bölge ülkeleri polis operasyonları, istihbarat paylaşımı ve IŞİD karşıtı uluslararası koalisyona yardımda bulunma gibi unsurları içine alan ortak eylem planı ile IŞİD ile mücadele etmeye çalışıyor. Bunun yanı sıra, Türkiye’nin izlediği politikalar ve güvenlik zafiyeti de Balkanlardan İŞID’e katılımı arttırıyor. Özellikle havalimanları, limanlar, sınır kapıları | devamı »

SÜLEYMAN ŞAH TAHLİYESİ RİC’ATIN YENİ HALKASI!

Maalesef hezimetleri bile bir “başarı” gibi sunabilen, geri çekilmeleri “büyük zafer” gibi takdim etme becerisine sahip bir iktidarımız var. Devletin dahi olmadığı sınırımıza 30 kilometre mesafedeki bir coğrafyadan 40 askerimizi kurtarmayı neredeyse milli bayram haline getireceğiz. Başta Cumhurbaşkanı, başbakan, Genelkurmay başkanı büyük iş başarmış, büyük devlet adamı pozları veriyorlar. Geri çekilmenin “büyük kahramanlık” | devamı »

İktidarın nefret söylemi ve hizmet hareketi’ne etkileri (III)

27 Ocak 2015, Salı Zaman yorum Erdoğan geçen yıl başbakan iken büyükelçileri toplamış ve onlara “paralel” şikâyetinde bulunmuştu. Dünyada Türkiye’nin tek markası olan, ülke ticaretine-tanıtımına büyük katkısı olan kişileri, kurumları “imha” için talimat vermişti. Cumhurbaşkanı olduktan sonra, geçen ay büyükelçileri tekrar topladı ve talimatını tekrarladı. Son dönemde ise adeta okul kapatmak üzere dış geziler | devamı »

İktidarın nefret söylemi ve Hizmet’e etkileri (II)

11 Ocak 2015, Pazar ZAMAN YORUM İktidarın nefret söylemi ve yürütülen süreç, nedeniyle AKP’ye yakın duran muhafazakâr gruplar Hizmet Hareketi’ne mesafe koyarken, yolsuzluk ve hırsızlık karşısında dik durma, yoğun saldırıya rağmen yılmama tavrı, toplumun diğer kesimlerinde hizmete ilgiyi, merakı artırmıştır. Kendiliğinden Cemaat’in yayınlarını takibe başlayan, destek veren, Bank Asya’ya para yatıranlar çıkmıştır. | devamı »

Nefret söylemi ve camia’ya etkileri(1)

Nefret söylemi insanlara karşı önyargı, dışlama, korkutma, pasifleştirmedir.   Toplumun bir kesimini ötekileştirme, sindirme, gözdağı vermedir. Güçlü olanın ‘ötekileri’ sindirmek, yok etmek için kullandığı bir silahtır. Nefret söylemi kamu otoritesini kullananlarda tehlikelidir; zira memurlar o söylemler üzerine ayrımcılık yaparlar. Demokratik ülkelerde devletin temel görevlerinden birisi de nefret dilinin kullanılmasını | devamı »

Memleket Masalları 1

(Salih Ömer Tezcan isimli bir misafir yazarın yazısıdır) Bir varmış bir yokmuş. Ülkenin birinde halkıyla sürekli kavga halinde olan bir padişah yaşarmış. Bu padişah, ülkedeki olumlu olumsuz her şeyi lehine kullanan iyi bir yalancı ve algı ustasıymış. Kendisi fakir fukaranın rızkından çaldığı altından dağlar üzerinde oturur, herkesi fişler, kameraya çeker, trolleri ile fitne yayar, helikopterlere operasyon yaparmış. Ülkesini | devamı »

SİYASAL İSLAM REAKSİYONERDİR!

    Bütün din ve inançlar özünde aksiyonerdir. Kendi tezleri, insanlığa vermek istediği mesajları vardır. Semavi dinler ve peygamberler ise İlahi emirleri, hakikatleri tesis etmek, erdemli, ahlaklı, dürüst ve inançlı insanlar-toplumlar inşa etmek için vardırlar. Bütün peygamberlerin, nebilerin çabası insanları kötü özelliklerden arındırıp iyiliğe, adalete, hayra yöneltmektir. Hz. Âdem’den bu tarafa peygamberler ideal | devamı »

«

Mahmut Akpınar © 2015, Powered by Wordpress & HC-2011